Sunday, October 5, 2014

Oyunlarımdan haberler, Oyun yapmanın mutluluğu

Bu yazımda Ağustos'tan beri oyunlarımdaki gelişmelerden haberler vereceğim. Biraz da mutluluk ve oyun yapımı hakkında konuşacağım. Bağımsız bir oyun yapımcısı olarak mutlu muyum?

Blogu çok boşladığımın farkındayım, bu arada. Oyunlarla ilgili haberleri en güncel olarak Aslan Game Studio'nun Facebook sayfasından edinebilirsiniz.


Be The Ball isimli yeni bir ücretsiz oyun çıkardım. Bilgisayarınızda da, telefonunuzda da oynayabilirsiniz.

Nostaljik Commodore 64 tarzı ile 3D perspektifi birleştiren, benzersiz bir penaltı atma oyunu karşınızda. Ama bu oyunu asıl farklı kılan şey; topa vurduktan sonra dünyayı topun gözünden görüp, havadaki topu kontrol etmeye devam etmeniz.

Öğrenmesi kolay, ustalaşması zor bir oyun bu. Tek yapmanız gereken, ilk önce topun yönünü ve yüksekliğini ayarlamak. Topa vurduktan sonra, ekranın sağ ve soluna basarak topa falso verebilirsiniz.




Robonomy'nin Türkçe versiyonu çıktı. Oyun artık Android ve Windows 7'de de oynanabiliyor.


İnanması çok zor olacak, ama Self'in Türkçe versiyonu tamamlandı. Oyunun hikayesi bitirilebiliyor! Geriye kalanlar;
  • İngilizceye çevirmek
  • Proofreading 
  • Beta test
 İnşallah Ekim ayı içinde oyunu sizlere sunacağım.

-----

Biraz da mutluluk ve oyun yapımı hakkında konuşmak istiyorum. Bağımsız bir oyun yapımcısı olarak mutlu muyum? Bu bana dolaylı olarak sorulmuştu ve ben o zaman cevap verememiştim. Üzerinde bir süre düşünmem gerekti.

Son iki aydır depresyondaydım. 2008'den beri girdiğim en ciddi depresyon buydu. Hiçbir şeyden keyif alamadığım dönemlerim oldu, sabahları sinir krizine girmekten işe gidemediğim haftalarım oldu. Atlatabildim, bana güç veren şey de şu ofis ve logodaki aslan oldu. Kendi istediğim işi yapıyor olmak, tutkularımın peşinden koşmak.

"Hedonik adaptasyon" diye bir olgu var. Örneğin, milli piyangodan büyük ikramiyeyi kazanmayı hayal edersiniz. Kazandığınızda çok mutlu olursunuz başlangıçta. Sonra bu sürdürdüğünüz zengin yaşam sizin normaliniz haline gelir, altınızdaki Ferrari artık sizi mutlu etmez, çünkü o "zaten olması gereken"dir. Paranızı bitirip kaybedince de mutsuz olursunuz, ama bu sefer o piyangoyu kazandığınızın öncesindeki halinizden de mutsuz olursunuz. Çünkü beyniniz o zengin halinizi normal kabul etmeye başlamıştır. Aşık olduğunuz kişiyle ilişkiniz bittiğinde de hedonik adaptasyonu yaşayabilirsiniz.

Oyun yapımcısı olmak beni mutlu ediyor mu? Bu mutluluk durumuna alıştığım için, beni mutlu etmesi gereken şeyleri günlük hayatımda sıklıkla hissedemiyorum. Algıladıklarım genellikle işin olumsuz tarafları (oyunların satmaması, maddi kaynak arayışı, vesaire). "Oyun yapmak istiyorum, ne tavsiye edersiniz?" diye bana soran çocuğa da herhangi bir tavsiyede bulunmakta bu yüzden tereddüt ettim; depresif bir "Toplum, bu para kazandırmayan işin saçma olduğunu düşünmekte haklı" yanıtını vermek istemedim.

Gerçek şu ki, bu iş beni mutlu ediyor. Dünyanın en iyi ailesine sahip olmanın beni mutlu ettiği gibi. Hedonik adaptasyondan dolayı bu mutluluğu her gün yoğun bir şekilde hissetmesem de. Bunun beni mutlu ettiğini, dibe düşerken beni ayakta tuttuğunda algılayabiliyorum.

Gülü seviyorsanız dikenine katlanmaktan da öte, o dikenin verdiği acıdan mazohistçe keyif almasını da öğrenmeniz gerek. Oyun yapmak zor, sadece teknik bakımdan değil, projeyi sürdürebilmek için kaynak (zaman, maddiyat, vs) bulmak -ve en önemlisi, motivasyonunuzu korumak- konusunda. Çekeceğiniz zorlukları benimseyebilecekseniz, tutkunuzu da takip edin! Hayatı anlamlı kılan, tatmin edilmiş tutkular değil midir?


2 comments:

Roselyn said...

Bahsettiğin duyguyu biliyorum; 2012de okulu kazanıp girdiğimde hayatımın tam tepe noktasına ulaştığımı düşünmüştüm. Sonrasında da en derin çukurların birine düştüm ve bedelini bayağı ağır ödedim. Neyse, sonuçta şimdi nispeten daha iyiyim...
Çizmekten zevk alıyor muyum? Evet. Okul? O da güzel. Ama okula her gittiğimde yetenekli insanların müthiş çizimlerini görüp içimin acıması ayrı mesele. Muhtemelen iş bulamayacağım ve hayatıma starving artist olarak devam edeceğim ya da alakasız bir iş yapacağım... Ama yine de bulunduğum gün içinde mutluyum.
Sanırım önemli olan da bu.
Yalnız değilsin :)

eyfiti piti said...

sevdiğin bir işle meşgul olmak dünyanın en güzel şeylerinden beri, ve evet zor ama bence üstesinden gelirsin, geliyorsun da. inşallah mutsuzluk da çok uğramaz yamacına, selametle o/