Monday, January 24, 2011

Dönem sonu rastgelelikleri



Graaaurr! Yorucu bir ders dönemim bitti. İhmal ettiğim oyun işleriyle bu tatil süresince uğraşabilirim umarım.



Yeni Warlocks of Ankara (FRP etkinliğimiz) duyurusu yapayım.

5 Şubat'ta Ankara'da yeni Warlocks'ımız var, bu arada. Saat 13:00'te, Oversoul'da iki adet FRP oyunu oynayacağız: Kızıl Kilit (Vampire: The Masquerade) ve Blood Dolls (Hunter: The Vigil, nWod).

Detaylar burada.

Hayır, bu sefer ben storytellerlık yapmıyorum.

 ---

Bitirme projesi sunumum biraz epik geçti (veee "biraz epik" gibi bir sıfat tamlaması ile edebiyat ödülü kazanıyorum!). Sunumdan önce oldukça stresliydim, anlatacağım projeyle ilgili matematiksel konulara hakim olsam da çok sayıda matematikçi hocaya bol miktarda matematiğe dayalı bir konuyu anlatacak olmak, beni bu konuda zorlayacağını bildiğim hocaların sunuma gelecek olması... Tam anlamıyla kâbusum oldu!
 
Yaptığım uygulamayı yarım saat içinde (sağ tarafı bulanık sayılarla ifade edilebilen lineer denklem sistemlerinin çözümü için algoritma) anlatmak için öncelikle bulanık sayılardan ve lineer denklemlerden bahsetmem gerekti, sonra yaptığım uygulamayı örnek çıktılar üzerinde gösterdim. Zamanımın yetmesi için her şeyden yüzeysel bir şekilde bahsettim, teknik detaylarına hiç girmedim. Tüm bunların benim geliştirdiğim, üzerinde uğraştığım şeyler olduğunu belirtmeye de gerek duymadım.

Konum hakkında beni biraz sıkıştırdılar, ama sanırım güzel yanıtlar verdim.

Ama sonra gelen soru şu oldu:

"Sen bilgisayar mühendisliğinde okuyordun, değil mi? Hiç mi merak etmedin bu gösterdiğin MatLab uygulamasının arkaplanında ne olduğunu?"

Biraz sert bir şekilde "Bu gösterdiklerimi zaten ben yaptım," dedim, ama yaptığım uygulama Türkçe olması dışında gerçekten de MatLab'ın sunduğu bir GUI'ymiş gibi görünüyordu. Danışman hocam sonra araya girerek benim nasıl aşama aşama, her hafta bu uygulamayı geliştirdiğimi, başlangıçtan beri ne kadar çok yol aldığımı (ilk hafta yaptığım şey C++ ile geliştirdiğim, görselleri MatLab kodlarından çok daha düşük bir seviyedeki kodlar sayesinde piksel piksel hazırlayan bir programdı, oraya matris katsayılarını girmek de oldukça zordu), ilgili konuyu bu okuldaki sıradan bir öğrenciye göre ne kadar iyi anlamış olduğumdan bahsetti. "Neden bunun kendi uygulaman olduğundan hiç bahsetmedin?" diye soruldu, "İyi de kendi yapmadığımız bir şeyi burada sunacak değiliz ki zaten?" dediğimde güldüler, "Ama genelde öyle olmuyor" diyerek. Sonra yaptığım uygulamayı çok beğendiklerini, başarılarımın devamını beklediklerini belirttiler. Yerime yüksek sesli alkışlarla otururken hâlen gergindim.

Ertesi gün o soru soran hocaya raporumu teslim etmeden önce geliştirdiğim modüllerden birisinin kaynak kodlarının da çıktısını aldım. "Sen zaten bir şey yapmamışsın ki?" iması o kadar içime oturmuştu ki, en anlaşılır kısmı

B_mat_B = [0;0];
B_mat_B(1,1) = B_mat(1,3);
B_mat_B(2,1) = B_mat(2,1);
f1B = B_mat_B;

f2B = invA * B_mat_B;
set(handles.uitable6,'Data',f2B');
olan o kod yığınını hocanın önüne yığmak istedim. Hocanın yanına gittiğimde "Seni tebrik ederim, çok güzel bir iş çıkarmışsın" demesine üzüldüm biraz, çünkü o sunumda üstünü geçtiğim tüm bu alt seviyede detaylarını kusmak istiyordum.


Rapor yetiştirmek konusunda bu kadar başarılı değildim, bu arada. Sunumdan birkaç gün önce sisteme raporun bitmiş halini göndermek gerekiyordu, deadline saatinde elimde raporun çok dandik, eksik bir hali vardı. Sunum yaparken de hocalarımın elinde o eksik rapor duruyordu, çok utandırıcı eksiklerim ve hatalarımla beraber. Evet, bu bana ders oldu: Bitirmen gereken bir rapor varsa başka işlerle meşgul olma.


---
MatLab ortamında çalışma imkanı bulmuşken hazır denemek istediğim şeylerden birisi ses verileri üzerinde işlemler yapmaktı. Düşük frekanslı seslerin insanları rahatsız ettiğini biliyordum, ama bunu sayısal olarak gözlemlemek (duyumsalamak daha doğrusu) istedim.

Bir ses dalgasının daha düşük frekanslarla iletilmesinin vereceği denemeler. Haaaaa-leluya! adlı eserin çok basit bir frekans düşürme işlemiyle neye dönüştürülebileceğinin örneği .wav dosyaları. Ürkütücü, değil mi?


--





Bir gün ben de doğru düzgün IR fotoğraflar çekeceğim. Uff, bulanıklığa bakın. Filtreyi yerleştirmeden önce odağı elle ayarlıyor ve o şekilde bırakıyorum. Yerleştirirken odağın çok önemli bir miktarda bozulduğunu da sanmıyorum, ama aldığım sonuç bu. 

Sanırım sonunda paraya kıyıp bir filtre adaptörü alacağım (yani mesela 58 mm bir filtreyi 55 mmlik lense takmak için gereken plastik aparat). Çok ucuz, evet, ama Ankara'da hiçbir yerde bulamadığım için bu üç liralık şeyi internetten sipariş edeceğim gibi sonunda. O adaptöre sahip olmadığım için ya kağıttan yaptığım adaptörü kullanıyor, ya da aparat görevi gören başka bir filtre takıp IR'yi onun önüne yerleştiriyorum. Ama iki filtrenin üst üste gelmesi de görüntüyü pek olumlu bir şekilde etkilemiyor.

1 comment:

Sir Aenas said...

Sırf muhabbetine oraya geleceğim