Sunday, January 10, 2010

Günlük, Ambassador

10 Ocak 2010, Pazar

Son birkaç gündür hastaydım: Soğuk algınlığı. Şu an iyileştim diyebilirim; ama hastalığın en kötü yanı, yüksek tempolu çalışma düzenime geri dönmekte zorlanmam. Cuma akşamına kadar sanki hasta değilmişim gibi çalıştım, sonra biraz istirahat ettim, şimdi ise çalışmaya geri dönmekte zorlanıyorum.

Her final dönemi başlangıcında yaşadığım ilham patlamasını da unutmamak gerek, iki hafta sonra muhtemelen "Aslında o kadar ilginç değilmiş" diyeceğim heyecanlandırıcı fikirler zihnimde uçuşuyor. En azından Düşnehri'yle ilgili olanları bugün yapayım, en kolay ve tatmin edici olan fikirler onlardı. Bu arada ilham demişken, geçen gün DeviantArt'ta daily deviationlarda gördüklerim arasında oldukça hoşuma giden bir şey vardı, She adlı dijital bir çizgiroman.

Bu aralar bir sürü arkadaşım rüyasında tuhaf sözler görüyor (bkz: Leviathan). Ben bu aralar rüyalarımda henüz hatırlamaya değer bir söz görmedim (böyle dedim ya, şimdi bu gece kesin bir paragraflık bir söz görürüm), ama aylar önce gördüğüm ilginç bir rüya var aklımda.

Günümüz dünyasında varlığını sürdüren sıradışı bir ülke gördüm. Bu ülke bir adaydı, ama ülkenin ada olmasının nedeni coğrafik konumu değil, bu ülkenin bir gemi olmasıydı. Tüm ülke devasa bir savaş gemisinden ibaretti; daire biçimindeki bir adanın metalden oluştuğunu, kıyılarının sığ değil de bir geminin kenarlarının olması gibi yüksek -ve gerçekten de yüksek, Boğaz Köprüsü'nden geçemeyip onu yıkacak kadar yüksek ve güçlü- ve toplarla çevrili olduğunu düşünün. Genellikle Hint Okyanusunda, Güney Pasifik'te kafasına göre dolaşıyor (rüyamda beni rahatlatan şey Türkiye'yle pek ilgisinin olmamasıydı) eğer başka bir gemi bu gemi-ülkeyle karşılaşırsa yapabileceği tek şey ondan kaçmaktı, zira gemi-ülkenin başka bir gemiyi yok edebilmesi için silah kullanmasına bile gerek yoktu, üstünden geçtiklerini batırabilecek kadar güçlüydü. Amirallerin yönettiği bu gemi-ülke günümüz devletlerini korkutan bir güçtü, sizin kıyılarınıza yaklaşmaması için dua ederdiniz.

Bu ülkenin adı Ambassador'du.

"Ambassador", ne alakaysa? Leviathan daha uygun olurdu (gerçi denizaltına daha uygun olurdu ama), ama Ambassador kulağa çok hoş geliyor. Bu ülkenin gelir kaynağı diğer ülkelerden aldıkları haraçtan başka ne olurdu acaba? Bu ülkeyi yok edebilmek için üstüne atom bombası atmak aklıma gelmişti rüyamda, buna karşılık olarak "Ambassador üstüne gelecek füzelerin yönünü değiştirebilecek sinyal bozucularla donanımlıdır" bilgisi vardı, ama analog bir bombayı sinyal bozucularla etkisiz hale getirmek mümkün değil ki? Rüyanın saçmalığı işte.

1 comment:

Asli "Çağlayan" Bingöl said...

Ambassador... Süpermiş rüya.