Saturday, May 16, 2009

Güneş yükselirken

İşte serin bir ilkbahar gecesi, ağaçlarla dizili ufuktan güneşin yükselmesiyle sona eriyordu Asporia'da.

Yeşilin ve kahverenginin hüküm sürdüğü mat Asporia ormanlarına inat, Kelebek Vadisi'ni kaplayan, neşenin, sevginin ve tutkunun şekillendirdiği onlarca türdeki çiçek, vadiyi renge doyuruyordu. Bir gökkuşağının renge doyduğu kadar. Kelebek Vadisi'ne bakan çimenli bir tepenin üstünde iki figür güneşin vadinin üzerine doğuşunu izliyordu: Bir aslan ve bir adam. Yetişkinliğe yeni girmiş genç aslana şefkatle sarılmış, üzerine yaslanmış pelerinli prens, aslanın yelesini okşuyordu.

Adam ile aslan arasındaki ilişki, evcilleştirilmiş bir hayvan ile sahibi arasındaki değildi; zira aslan, evcil bile değildi. Aslanın yeni uzamaya başlamış yelesinin adamın saçı ve sakalıyla aynı kumrallığı taşımasından daha ilginç bir şekilde her ikisinin de gözlerinde aynı mavinin ve yeşilin parlaması şunun kanıtı sayılabilirdi: İkisi de aynı kişi. Aynı kimliğin farklı iki vücuda bürünmesi ve bu iki vücudun birlikte güneşin doğuşunu seyretmesi bu Asporia sabahının kalbiydi.

"Seninle gurur duyuyorum", diye fısıldadı insan formundaki Arleon, aslan Arleon'un kedi kulağına. Korkunç öfke fırtınalarını kontrol altına alabilmeyi öğrenmişti artık, yıkımlar bitmişti ve Kelebek Vadisi'nde çiçekler bitiyordu artık.


----

Arleon sıcağı pek sevmez. İlkbahar ve yaz zamanları genellikle geceleri uyanık kalıp kütüphanesinde çalışmalara dalar, gün doğduktan sonra da uykuya yatar ve akşam üzeri uyanır.

Bu ilkbahar sabahı da güneşin doğuşunu izledikten sonra şatosuna, yatak odasına doğru yol aldı. Şatonun büyülü kapıları, kapıdaki Arleon'u gördükten sonra açıldı (Arleon buna "otomatik kapı sistemi", "güvenlik kamerası" ve "görüntü işleme" diyordu). Şatoya girdikten kısa bir süre sonra, kendisini Asporia'daki ciddi değişimlere karşı uyarması için yerleştirdiği ekranlarda şu yazıyı okudu:

ZİYARETÇİ TESPİT EDİLDİ



---



Cuma gecesi yayınlamayı planladığım hikaye. Sifaus'un gelecek hikayesinin öncesini anlatacak bir yazı. Yazdığım yazının ilk halini beğenmediğim için yayınlamak istemedim, yazıyı iyice düzenledim. Şu anki halini de çok sevdiğimi söyleyemem, eskisi kadar güzel yazamıyorum.

Yaptığım şeyleri artık beğenmekte zorlanıyorum. Kötü olan şey, bunun aslında beğeneceğim şeyleri yapamıyor olduğum ihtimali. Çünkü bazı eski çalışmalarımı, şimdikilerden çok daha fazla beğeniyorum.

1 comment:

Sads said...

Çok güzel olmuş, bakalım ziyaretçi ne yapacak ^^